Ve maske nasıl takılmalıdır?

K

oronavirüs hepimizin yaşamını ve bulunduğumuz ülkeye bağlı olarak marketteki deneyimimizi değiştirdi. Örnek vermek gerekirse, Almanya’da maske takmadan herhangi bir mağazaya giremezsiniz. Muhalefet etmeniz halinde, mağazayı terk etmeniz istenecektir. Bu kadar basit.

Ancak Almanya’nın hemen yanı başındaki Hollanda’da çok farklı bir şey yaşarsınız. Hollanda’da maske takmak artık zorunlu değil ve aslına bakarsanız maske taktığınızda tuhaf bakışlara maruz kalırsınız. Ve yine dünyanın bir başka yerinde maske takmamak, (ne yazık ki) aşırı sağa desteğinizi gösteren politik bir demeç haline gelmiştir.

Fakat siyasal mensubiyetleriniz koronanın pek de umrunda değil. Bu konuda bilim nettir: maske takmak virüsün yayılımını durdurmak için etkili bir önlemdir (ve araştırmalar uygun bir şekilde nefes alamamaya dair endişelerin asılsız ve yanlış olduğunu göstermektedir).

Maske takmak, virüsün yayılma hızını yavaşlatmak ve yersiz binlerce ölümün önüne geçmek için gerekli bir konfor kaybıdır. Ancak hala birçok insan maske takmamayı sürdürmektedir. Bu bireyler politik sebeplerden ötürü maske takmayı konforsuz olduğu için reddedebilirler çünkü diğer insanlar maske takmıyordur veya maske kendilerini “zayıf” gösteriyordur ya da belki de “pandeminin” Bill Gates’in planladığı bir aldatmaca olduğuna inanıyorlardır.

Şöyle ki insanlar maskeyi taksalar bile sıklıkla amacına uygun kullanmıyorlar, sadece ağızlarını kapatıp burunlarını açıkta bırakıyorlar, bu sebeple de maskeyi çok daha kullanışsız hale getiriyorlar (tıpkı bu postun resmindeki heykel gibi).

Kapalı bir alana girdiğinizde, bir maske taksanız iyi olur. Size bunu söyleyen ilk kişi olmadığımı ve son kişi olmayacağımı da biliyorum. Neredeyse hemen herkes bu konuda hemfikir ama kendi kişisel çıkarlarına karşı bile olsa birçok kişi hala maske takmamakta direniyor.

Bir psikolog olarak kişisel çıkarlarına aykırı davranan insanlarla çalışmaya aşinayım. Bu durum politik veya pratik bir mücadelen çok daha fazlasını içeriyor. Bu psikolojik bir durum. Nitekim maske takmak kim olduğumuz ve sıkıntılarla nasıl başa çıkabildiğimiz sorunu haline gelmiş durumda. Bu psikolojik bir problem ve psikolojik bir çözüm gerektiriyor.

Maske Takmak İçin İki Psikolojik Şerit

Tıpkı bir maskenin iki şeritle tutulması gibi, yüzünüzü korumanızı engelleyen zihinsel tıkanıklığın üstesinden gelmek için iki önemli adım (veya şerit) bulunmaktadır. İlkiyle başlayalım.

1.Şerit: Niçin Maske Taktığınızı Bilin

Maske takmak için birçok makul gerekçe bulunmaktadır, en basiti kendinizi ve çevrenizdeki insanları korumaktır. Şüphesiz çok daha kişisel nedenler de vardır.

Kabul ve Kararlılık Terapisinin temel unsurlarından biri sizin için neyin önemli olduğunu anlamaktır. Sizin için neyin önemli olduğunu (ve niçin önemli olduğunu) bildiğiniz ölçüde ona uygun davranır ve o şeyi yaşamınıza dahil edersiniz. Örneğin, cesur olmak sizin için önemliyse (ve cesur olmanın sizin için niçin önemli olduğunu biliyorsanız), o ölçüde buna uygun davranacak ve hayatınıza cesaret katacaksınızdır. Ve bunun maske takmaktan bir farkı yoktur.

Maske takmanın sizin için niçin önemli olduğunu bildiğiniz ölçüde buna uygun davranır ve bu kumaş parçasını takarsınız. Bu konuda zaten birçok gerekçe işitmişsinizdir ancak sizin için en önemli olan nedeni bulmanız kıymetlidir. Belki babaannenizi korumak istiyorsunuzdur. Belki de yardımsever görülmek istiyorsunuzdur. Niçininizi bilmek hakikaten güç verebilir ve onu kendinizden daha büyük bir şeyle ilişkilendirmenizle daha da güçlü hale gelecektir.

Araştırmalar, (kendinizden ziyade) başkaları için zor şeyleri yapmanın olumlu davranışsal ve ruh sağlığı çıktılarını öngördüğünü defalarca göstermiştir. Bir başka deyişle, başkalarına yardım etmek amacıyla sizin için rahatsız edici olanı yaptığınızda konfor alanınızın dışına çıkar, zihninizi eğitir ve yaşamınızın diğer alanlarında ustalaşma kabiliyetinizi geliştirirsiniz.

Maske takmak, sizin için önemli olanla bağ kurmanız ve pandemi sürecinde ruhsal açıdan güçlü olmanız için basit bir giriş kapısıdır. Bu kadar az şey yaparak bu kadar çok şey kazanmanız pek sık görülen bir durum değildir.

2.Şerit: Huzursuzluk Hissini Kabul Edin

En nihayetinde acı reçete ile yüzleşmek ve harekete geçmek zorunda kalacaksınız. Bu, maskeyi takmanız ve gerektiği müddetçe de takmaya devam etmeniz anlamına gelmektedir. Muhtemelen yoğun bakımda çalışmıyorsunuz, bu da maskeyi saatlerce takmak yerine sadece mevcut alışveriş çılgınlığınız süresince takmanız gerektiği anlamı taşımaktadır. Ne kadar şanslı ve talihlisiniz.

Öte yandan, maske takmayı kendinize zorlamak ve yalnızca ona tahammül etmektense maskeye alışabilecek misiniz bir bakın. Elbette, memnuniyetle. Evet, maske gerçekten rahatsız edici ve gözlük takıyorsanız sisli bir görüş umabilirsiniz. Ayrıca maskeyi takma süreniz uzadıkça burnunuz çok kaşınmaya başlayabilir, kulaklarınız ağrıyabilir ve kendinize hayli aptal görünebilirsiniz. Ama siz yine de alışmayı deneyin.

Psikoloji alanında hala birçok gizem bulunmaktadır ancak bir bilim insanı ve terapist olarak on yıllarca çalıştıktan sonra sizi temin ederim: sizin için önemli olanı yapmak uğruna huzursuzluk hissetmenize ne kadar imkan tanırsanız yaşam kaliteniz o denli artacaktır. Bir başka ifadeyle, maske takmanın rahatsızlık verici yanını hissetmenize olanak sağlarsanız, sizin için önemli olanı yapmak konusunda kendinizi o denli güçlendirecek ve bu maskeyi o ölçüde kolaylıkla takacaksınız.

Ne de olsa, sizden daha büyük bir şeye yardım etme yolunda kasıtlı olarak küçük huzursuzluklar deneyimlemenin iyi bir öz kontrol eğitimi olarak görüldüğü zamanlardan o kadar da uzakta değiliz. Manevi ve dini geleneklerimizin tamamı bu fikri teşvik etmiştir. Cuma günleri et yemeyin. Paskalya Orucu için bir şeyden vazgeçin. Oruç tutun. Hoşlanmasanız bile dizlerinizin üzerine çökün.  Benjamin Franklin’den Franklin D. Roosevelt’e değin, kültürel kahramanlarımız da bu fikri desteklemiştir.

Kendine düşkünlüğün modern aleminin ana sahnede aşırı görünür olmasından dolayı bu pratiklerin çoğu zayıflamıştır ancak bu huysuz pandemi her birimizden gelişimin ve psikolojik sağlığın bu zengin kültürel mirasına geri dönmemizi istiyor. Bunu doğru anlayabilirsek, bu zorluğun iyi karşılanmasının meyveleri uzun ömürlü olacaktır.

Duygusal açıklığın ve değer temelli davranışsal sürekliliğin amaçlı birlikteliğinin stres ve ruh sağlığı sorunları arasındaki ilişkiyi azalttığı bulunmuştur. Bu psikolojik esnekliğin bir diğer önemli unsurudur. Psikolojik esneklik, Kabul ve Kararlılık Terapisinin öğretmeye çalıştığı bir beceri setidir ve yaşamın her alanında gerekli bir beceridir. Hayatın kendisi bizden acı verici veya zorlu olandan kaçınmamayı; aksine, anlam ve amaç dolu bir hayatı yaşamak için korkularımızın, şüphelerimizin ve huzursuzluklarımızın üzerine gitmemizi ister. Ve bu beceriyi şimdi ve burada, yüzünüzü sadece küçük bir kumaş parçasıyla kapatarak uygulayabilirsiniz.

Fena bir anlaşma değil.

ÇEVİREN: MUSTAFA SUBAŞI

YAZAR

Steven C Hayes

Steven C. Hayes

HAKKINDA

Steven C. Hayes, Ph.D., Nevada Reno Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde Nevada Vakfı Profesörüdür. Kendisine bizimle bu yazıyı paylaştığı için teşekkür ederim. Yazının orjinal haline, psychologytoday.com/why-it-s-so-difficult-wear-mask sitesinden, Steven Hayes hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak için ise kendisinin websitesi ve sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz. stevenchayes.com & www.facebook.com/people/Steven-C-Hayes/590277205https://twitter.com/StevenCHayes

YAYINLANMA TARİHİ

  19 Ağustos 2020