Seni seviyorum… ve senden nefret ediyorum

  • Geçmişte yapılan araştırmalar, fazla sayıda insanı hayatından çıkarmanın birçok yönden zararları olduğunu bize göstermiştir.
  • Evrimsel bir perspektiften bakıldığında, çok sayıda sosyal yabancılaşma yaşamak, kişinin hayatta kalması için önemli sonuçlar doğurabilir.
  • Yeni bir çalışma, borderline kişilik eğilimlerinde, kişinin hayatındaki yabancılaşmaların önemli öngörücüler olduğunu buldu.

Şu senaryoyu hayal edin: Maria ile olan ilişki geçmişiniz dramlarla dolu. İki yıl önce, ofiste sizinle birlikte çalışmaya başladığında, bu başlangıç bir zevkten başka bir şey değildi. Nazik, cömert, komikti ve sizin yanınızda olması her zaman keyifliydi. Çabucak arkadaş oldunuz ve bu arkadaşlığa gerçekten değer verdiniz. Ara sıra, meslektaşlarınızdan bazılarına kötü sözler söylerdi. Bunu, düpedüz kötü olmasa da, genellikle bariz bir şekilde yapmasına şaşırırdınız. Bu eylemler, onu genel olarak nazik bir ruh olarak kabul etmenizle uyumsuz görünüyordu. Bir gün kahve makinesinde Maria sizi hazırlıksız yakaladı: “Gerçekten tüm suyu kullandın ve makineyi doldurmadın mı? Sen ciddi misin? …” Beklediğinizden daha ciddi bir ses tonuyla konuştu… Şaka yapıyor olabileceğini düşünerek ona gülümsediniz ama doğrudan size bakan gözleri aksini söylüyordu. O an olanlar kızgınlıktan başka bir şey değildi. O andan itibaren, Maria size karşı tam bir kan davası varmış gibi görünüyordu. Günlük etkileşimlerde varlığınızı reddediyordu. Hiç yapmadığınız eylemlerden amirinize ve diğer meslektaşlarınıza şikayet ediyordu. Dürüst olmak gerekirse, bu durum artık sizi korkutmaya başladı. Böylelikle, kendinizi ondan mümkün olduğunca uzak tutmaya karar verdiniz. Başka işlere başvurmayı bile düşünmeye başladınız. Maria ile bir daha hiçbir şey yapmak istemiyorsunuz, asla!

“…Belki borderline kişilik özelliklerine sahip olanlar, mutlulukları söz konusu olduğunda, yabancılaşmaların olumsuz doğasını daha iyi anlamaktan yararlanabilirler. Belki de böyle bir anlayış, gelecekte sosyal ve duygusal faydaları olabilecek yararlı iç sezgilere yol açabilir...”

Borderline Kişilik Yapısı ve Sosyal İlişkiler

Gelişim boyunca, insan kişiliği son derece uysaldır ve nereye çeksen oraya gidebilir durumdadır. Gelişim sırasındaki problemlere atfedilen başlıca kişilik bozukluklarından biri, diğerlerine karşı sevgi ve nefret arasında hızlı ve genellikle öngörülemeyen bir şekilde salınım yapma eğilimi, ortalamanın altında duygusal düzenleme ve kişilerarası ilişkilerde tutarlı sorunlar ile karakterize edilen borderline kişiliktir (bakınız Carlson ve ark. ., 2009). Biraz geriye gidersek, yukarıdaki örnekteki Maria’nın klasik bir borderline kişilik tipine uyduğu görülüyor. Aşk ve nefret arasında çok çabuk salınır, sosyal olarak tahmin edilemez ve kendi duygularını yumuşatamaması, en yakın ilişkilerinin bile önüne geçer. Borderline kişilik eğilimleri olan insanlar, büyük sosyal problemlere sahip olma eğilimindedir ve oldukça uyumlu olan sosyal ortamlarda bile sorunlar çıkarma eğilimindedirler.

Yabancılaşmaların ve Sınırda Kişiliğin Evrimsel Psikolojisi

Yabancılaşma psikolojisi üzerine yakın zamanda yapılan bir çalışmada, Annie Sung ve ark. (2021), kişinin hayatta ne kadar yabancılaştığına dair psikolojik tahmin edicileri keşfetmeye koyuldu. Bu konuyla ilgili geçmişte yapılan araştırmalar (bkz. Geher ve diğerleri, 2019), kişinin tamamen yabancılaştığı insan sayısının, zayıf sosyal desteğe sahip olma, başkalarına endişeli bağlanma, depresif eğilimler ve karanlık bir yaklaşıma sahip olma gibi sonuçlarla ilişkili olduğunu bulmuştur. Kısacası, kişinin hayatta sahip olduğu yabancılaşmaların sayısı, zayıf psikolojik ve sosyal işleyişin bir göstergesi gibi görünüyor.

Evrimsel bir perspektiften bakıldığında, birçok yabancılaşma yaşayan insanın yaşamlarında çeşitli başka problemlere sahip olmaları son derece mantıklıdır. Ne de olsa, insanın evrimsel tarihinde, sayıları 150’yi geçmeyen, birbirine sıkı sıkıya bağlı küçük gruplar halinde yaşıyorduk (Bkz. Dunbar, 1992). Göçebe grubunuzdaki diğerleri, tüm hayatınız boyunca uğraşmak zorunda kalacağınız ve bağımlı olacağınız insanlardı. Ve bunların küçük bir kısmıyla bile ciddi derecede olumsuz ilişkilere sahip olmak -yaşam boyu süren yabancılaşmalara yol açacak kadar şiddetli- kesinlikle kişinin hayatta kalmasını ve/veya üreme sonuçlarını tehdit edebilecek uzun vadeli olumsuz sonuçlar doğuracaktı. Bu açıdan, sosyal yabancılaşmaların belirleyicilerini anlamak, insan refahını ve ruh sağlığını etkileyen faktörleri anlamak için kritik öneme sahiptir.

Sung ve ark. (2021), borderline eğilimlerin, kişinin hayatındaki yabancılaşma sayısının büyük ve önemli bir yordayıcısı olarak ortaya çıktığını savunur. Bu bulguların, hem borderline kişilik bozukluğunu anlamamız hem de sosyal yabancılaşmaların ruh sağlığını anlamadaki rolünü anlamamız için önemli çıkarımları vardır.

Sonuç Olarak;

Sosyal yabancılaşmalar, bireysel ve topluluk düzeyinde hasara yol açma kapasitesine sahiptir. Bu nedenle insanlar, yabancılaşmaları çevreleyen konulara oldukça duyarlı olacak şekilde evrimleşmişlerdir (bkz. Geher ve diğerleri, 2019). Sosyal yabancılaşmaların belirleyicilerini anlamak, bir bütün olarak ruh sağlığının altında yatan duygusal faktörleri anlamaya yardımcı olur.

Yeni bir çalışmada, Sung ve ark. (2021), bir dizi kişilik özelliği arasında, kişinin hayatındaki yabancılaşma sayısının borderline eğilimler ile bağlantılı olduğunu bulmuştur.

Belki borderline kişilik özelliklerine sahip olanlar, mutlulukları söz konusu olduğunda, yabancılaşmaların olumsuz doğasını daha iyi anlamaktan yararlanabilirler. Belki de böyle bir anlayış, gelecekte sosyal ve duygusal faydaları olabilecek yararlı iç sezgilere yol açabilir.

Referanslar

Carlson, E. A., Egeland, B., & Sroufe, L. A. (2009). A prospective investigation of the development of borderline personality symptoms. Development and Psychopathology, 21(4), 1311-1334. doi:10.1017/s0954579409990174

Dunbar, R. I. M. (1992). Neocortex size as a constraint on group size in primates. Journal of Human Evolution, 22(6), 469–493.

Geher, G., Rolon, V., Holler, R., Baroni, A., Gleason, M., Nitza, E., Sullivan, G., Thomson, G., & Di Santo, J. M. (2019). You’re dead to me! The evolutionary psychology of social estrangements and social transgressions. Current Psychology. doi: 10.1007/s12144-019-00381-z

Sung, A., Geher, G., & Wice, M. (2021). Predictors of Social Estrangements. The Journal of the Evolutionary Studies Consortium, 9(1), 14-24.

YAZAR

Glenn Geher

Glenn Geher

HAKKINDA

Ph.D. New Paltz’daki ‘State University of New York’ (SUNY) üniversitesinde psikoloji profesörüdür. Kampüsün Evrimsel Çalışmalar (EvoS) programının kurucu direktörüdür. Kendisine bu yazıyı bizimle paylaştığı için teşekkür ederim. Yazının orjinaline, why-people-borderline-tendencies-may-have-many-estrangements  sitesinden, Glenn Geher hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak için ise kendisinin sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz twitter.com/glenngeher & facebook.com/GlennGeherPsychologyTodayBlog

YAYINLANMA TARİHİ

  04 Haziran 2021