Depersonalizasyon/Derealizasyon Bozukluğu Konusunda Merak Edilenler İçin Bir Rehber

Depersonalizasyon / derealizasyon bozukluğu, kişinin kendisinden, çevresinden veya her ikisinden kopma veya ayrılma hissi ile sonuçlanan, değişmiş bir öz farkındalık ve kimlik durumudur. İlaçların, keyif verici ilaçların veya bazı fiziksel ve zihinsel sağlık koşullarının yan etkileri nedeniyle kısa ve ara sıra bu şekilde hissetmek normal olduğu için, depersonalizasyon/derealizasyon bozukluğu genellikle ancak bu tür kopma duyguları sıklıkla tekrarlanırsa, ıstırap verir ve bireyin yaşam kalitesine müdahale eder.

Semptomlar

Depersonalizasyon, kişinin kendi davranış, düşünce ve duygularını rüya gibi bir mesafeden deneyimleme duygusudur. DSM-5’e göre semptomlar şunları içerir:

  • Duygusal olarak uyuşmuş hissetmek veya kişi sözlerini ve eylemlerini kontrol etmiyormuş gibi hissetmek
  • Dokunma, susuzluk, açlık ve libido gibi sıradan duyumlardan kopmuş hissetmek

Derealizasyon, dünyada devam eden faaliyetlerden uzaklaşma hissi veya kişinin çevresinin çarpık veya bir şekilde tanınmaz olduğunu hissetmesidir. Bu şunları içerebilir:

  • Nesnelerin yanlış boyutta veya renkte olduğunu hissetmek
  • Zaman hızlanıyor veya yavaşlıyormuş gibi hissetmek
  • Seslerin beklenenden daha yüksek veya daha yumuşak olması
  • Gerçekte katılmak yerine, bir filmde veya bilgisayar ekranında gelişen olayları ve etkinlikleri izliyormuş gibi hissetmek

Duyarsızlaşma/derealizasyon bozukluğu tanısı için, bu epizodların klinik olarak belirgin bir sıkıntıya neden olması ve/veya kişinin işte, okulda veya sosyal bir ortamda normal şekilde işlev görmesini zorlaştırması gerekir. Ayrıca şizofreni gibi başka bir psikolojik duruma atfedilemezler. Depersonalizasyon/derealizasyon bozukluğu olan bireyler genellikle erken çocukluk döneminde belirtiler göstermeye başlar; 40 yaşın üzerindeki yetişkinlerde ilk kez semptomlar nadiren görülür ve 25 yaşın üzerindeki yetişkinlerde sadece yüzde 5’i görülür.

Depersonalizasyon ve/veya derealizasyon epizodları saatler veya günlerce sürebilir ve haftalar, aylar ve hatta yıllar boyunca tekrarlayabilir. Her zaman, birey tipik olarak hem kendi iç düşüncelerinin hem de etraflarında neler olup bittiğinin farkındadır; sonuç olarak bedenlerinden ve/veya çevrelerinden kopmuş hissettiklerinin bilincindedirler. Depersonalizasyon/derealizasyon bozukluğu olan kişilerin gerçekten var olmadıklarından veya semptomlarının geri dönüşü olmayan beyin hasarının sonucu olduğundan korkmaları yaygındır.

Nedenleri

Şiddetli stres, ihmal,  fiziksel veya duygusal istismar öyküsü depersonalizasyon/derealizasyon bozukluğuna yol açabilir. Akut stres, kaygı veya travma anları, bu tür faktörlerin öyküsü olmayan kişilerde semptomları tetikleyebilir. Çalışmalar, kötü uyku kalitesinin daha şiddetli disosiyasyon semptomları ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Depersonalizasyon/derealizasyon bozukluğu hem erkeklerde hem de kadınlarda eşit sıklıkta görülür.

Tedavi

Depersonalizasyon/derealizasyon bozukluğu sıklıkla anksiyete ve depresyon gibi diğer akıl sağlığı sorunlarıyla birlikte ortaya çıktığından (ve bunlar tarafından tetiklenebildiğinden) tedavisi zor olabilir. Tedavinin başarılı olması için terapistin bireysel bir plan geliştirmesi ve nihayetinde tüm semptom ve koşulları ele alması gerekir. Hastanın herhangi bir intihar düşüncesi veya dürtüsü yaşayıp yaşamadığı yakından izlenmelidir. Bilişsel ve davranışsal teknikler, temel alıştırmalar ve psikodinamik terapi dahil olmak üzere çeşitli psikoterapiler, bozukluktan muzdarip olanlara yardımcı olabilir. Psikoterapiye ek olarak, antidepresan ve anti-anksiyete ilaçları genellikle depersonalizasyon/derealizasyon bozukluğunu tedavi etmek için kullanılır.

Referanslar

Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fifth Edition
American Psychiatric Association. Understanding Mental Disorders: Your Guide to DSM-5. 2015. American Psychiatric Publishing.

YAYINLANMA TARİHİ

11 Haziran 2021