Bu kadar çelişkili tavsiyeyle, duygularınıza güvenmek zor olabilir.

“Hayatımın pişmanlığı, yeterince ‘ seni seviyorum ‘ dememiş olmamdır.” – Yoko Ono

S

evgilinin ilk kez “Seni seviyorum” dediğini duymak, romantik bir ilişkinin en önemli olaylarından biri olarak kabul edilir. Bununla birlikte, insanlar genellikle aşklarını ne zaman ilan edecekleri konusunda kararsızdırlar. Bir de, bunu ilk onlar mı yapmalı yoksa karşısındaki kişi de aynı şekilde hissettiğine dair bir işaret verene kadar beklemeliler mi? Kalbini ortaya çıkarmanın en iyi zamanı var mı? Zamanlama herhangi bir fark yaratır mı ya da bütün olay zaten bu mu?

“…Oyunun adı sabır ve sakinliktir…”

Bunu Ne Zaman Söylemelisin?

“’Seni seviyorum’ demek için parmağınızda yüzüğünüz olmasına gerek yok.” – Tyra Banks

Romantik aşk, samimi tavırlarımızı ifade eder. Sevgi dolu kalbimizi bir sevgiliye göstermek, iletişim ve kişisel gelişim için ölçülemez derecede değerlidir. Ancak, bu tür bir kendini açma sizi daha savunmasız hale getirir ve partnerinizi, özellikle de onun tutumu sizinkinden farklıysa, rahatsız edici bir duruma sokabilir. Bu durumda, birçok çeşitli ve önemli faktör var. Örneğin, partnerinize ne zaman “Seni seviyorum” demeniz gerektiğine dair bu yaygın (ve çelişkili) tavsiyeyi alın:

  • En az 5 kez buluşmaya gidin.
  • 2 ay geçtikten sonra söyleyin.
  • Çok fazla beklemeyin.
  • Kesinlikle patlayana kadar bekleyin.
  • Cinsel ilişkiden önce, cinsel ilişki sırasında ve sonrasında yapmayın.
  • Çok duygusal olduğunuzda ve mantıklı düşünemediğinizde bunu söylemeyin.
  • Partnerinizi bir şey için ödüllendirmek istediğinizde bunu söylemeyin.
  • Bir kere söyledikten sonra, uzun bir süre beraber zaman geçirene kadar bunu tekrarlayıp durmayın.

Bu örnekler zamanlamanın önemini vurgulamaktadır. Ancak zamanlama, dürüstlük ve kendini açmaktan daha mı önemli? Daha geçerli bir tavsiye, “Seni seviyorum” demenin kesin bir formülü olmadığını ve bunu ne zaman hissederseniz, zamanlama hakkında çok fazla hesaplama yapmadan söylemeniz gerektiğini vurgular. 

Uzun süreli aşkta önemli olan, belirli bir zamansal noktayı ifade eden zamanlama değil, vakittir. Vakit içinde süreklilik, sıklık ve gelişim barındıran geniş bir referansa sahiptir. Bu yüzden, yol boyunca kötü zamanlamadan veya siyasi yanlışlıklardan kaynaklanan birkaç hata, romantik bir tabloyu tamamiyle değiştirmeyecektir. Hatta bu durumlar, aşıklar arasında güven ve dürüstlüğü arttırabilir bile. Derin aşkın gelişmesi için zamana ihtiyacı olduğu için, kısa bir süre birlikte olduktan sonra “Seni derinden seviyorum” demek mantıklı değil; bu, gerçekte neyin ciddi olduğu konusunda ciddi olmadığınızı gösterebilir. 

Ancak ilk görüşte aşk olabileceği için, eğer tam o anda ne hissettiğinizi ifade edecekseniz, kısa bir süre birlikte zaman geçirdikten sonra “Seni seviyorum” diyebilirsiniz. Eğer durum gerçekten böyleyse, ilişkinin büyümesi için büyük bir potansiyel gördüğünüzü ekleyebilirsiniz. Potansiyeli algılayabiliriz, ancak bunun kaçınılmaz gerçekliğini algılayamayız (Ben-Ze’ev, 2014).

Derin sevginin en önemlisi kelimelerden ziyade yapılanlardır.  “Seni seviyorum” dememenin, ille de sevgi eksikliğinden kaynaklanmayan birçok nedeni olabilir. “Çatıdaki Kemancı”da Tevye, 25 yıllık eşi Golde’ye kendisini sevip sevmediğini sorduğunda, soruya şaşırır ve üzgün mü yoksa yorgun mu olduğunu merak eder. “İçeri gir, git uzan! Belki hazımsızlıktandır. ”der. Tevye cevap almakta ısrar ederken Golde şöyle der: “25 yıldır kıyafetlerini yıkadım, yemeklerini pişirdim, evini temizledim, sana çocuk verdim, ineği sağdım. 25 yıldan sonra neden şimdi aşktan bahsedelim? “. Tevye net bir cevap almakta ısrar etmeye devam ettiği için, sonunda: “Sanırım seni seviyorum” der.

Farklı Hızda Adımlar

“Oturup kendinizi açıp ‘Seni bu kadar seviyorum’ demek kolay değil, biliyor musun? Bunu yapmak korkutucu.” – Jason Isbell

Kişi samimi olduğunda sevgisini itiraf etmek genellikle sorunlu değildir. Yine de bir sorun olabilir, o da itirafa karşı bir cevap beklemek tabii. Bu zorluğun iki ana kaynağı vardır – sevginin geliştiği farklı hızlar ve kişinin kalbini açığa çıkarma konusundaki farklı kişisel eğilimi. 

Herkes aşkını geliştirmeyi seçmez veya aynı hızda ifade etmez.

Ek olarak, cinsiyet farklılıklarının rol oynadığına dair göstergeler var: Erkekler sevgiyi kadınlardan daha erken itiraf etme eğilimindedir ve bir partnerden aşk itirafı alırken kadınlardan daha mutlulardır(Ackerman, vd., 2011). Yapılan bir ankete göre, erkekler partnerlerine 88 gün içinde ‘Seni seviyorum’ derken, bu süre kadınlarda ortalama 134 günü buluyor. Üstelik, erkeklerin yüzde 39’u biriyle çıkmaya başladıktan sonraki ilk ay içinde “Seni seviyorum” diyorken, kadınların sadece yüzde 23’ü ilk ay içinde sevgisini ifade ediyor. 

Kişilik farklılıkları da insanların farklı hızlarda aşık olmasına neden olur. Ancak bu hızlar, romantik bağlılıktaki farklılıkları göstermez – daha çabuk aşık olan kişi, aynı zamanda daha çabuk külahları değişen kişi olabilir. Sevginin geliştiği farklı hızlara ek olarak, partnerlerin sevgiyi ifade etme hızlarında da farklılıklar vardır: Utangaç insanlar, sevgileri benzer olsa bile, açık sözlü insanlardan daha sonra sevgilerini ifade etme eğilimindedir. Utangaç bir kadın, ona aşkını itiraf eden partnerine şöyle dedi: “Şimdi sözlerimi tartma; yaptıklarımı tart.” 

Kadın haklıydı. Eylemler, kelimelerden daha yüksek sesle konuşur.

Tüm bu farklılıkların ışığında, ortak bir tavsiye, aşıkların aşklarını ancak diğeri kendileriyle aynı hissettiğinde ve onu ifade etmeye hazır olduğunda ortaya çıkarmalarıdır. Genç bir kadının dediği gibi:

“19 yaşındayken evlendik ve onu sevmediğimi bilerek evlendim. Daha sonra şu anki kocamla eski kocam hakkında tartışıyordum ve bana neden eski kocama onu sevdiğimi söylediğimi sordu. Tek söyleyebildiğim, “O ilk önce söyledi ve ben de cevap olarak söylemenin güzel bir şey olacağını düşünmüştüm”oldu.

Birine sırf size olan aşkını ilan ettiği için onu sevdiğinizi söylemek romantik görgü kurallarının bir parçası değildir. Aslında, seni seviyorum diye cevap vermemek en iyisidir. Şuanda onu sevip sevmediğinizi bilmediğiniz için, ona “Ben de seni seviyorum” demek yerine, onu tanımak istediğinizi, bu ilişkiye şans verebilmeye açık olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Her ilişki ilk görüşte aşk olmak zorunda değil. Daha az tercih edilen başka bir seçenek de, aşk meselesini tartışmayı ertelemek ve görmezden gelmenin (varsayılan) mutluluğunun tadını çıkarmaktır (Ben-Ze’ev, 2014).

Aşk hepimizde aynı hızda büyümez. Derin romantik gelişmenin karşılıklı sevgi dolu tavırlar içerdiği doğru olsa da, bu, sevdiğiniz kişi henüz size aşık olmadığı için sevginizi saklamanız gerektiği anlamına gelmez. Tutumunuz konusunda dürüst ve açık olmalısınız, partnerinize size karşı duygularının derin sevgiye dönüşmesi için ihtiyaç duyduğu zamanı vermelisiniz. Bu gelişme aşamalı olabilir. Size “aşkım” , “sana aşkımı yolluyorum” veya “sende gördüklerimi seviyorum” demek yerine, sevgisini “daha yumuşak”, daha dolaylı aşk ifadelerinde gösterebilir. Doğrudan size “seni seviyorum” itirafında bulunmak için bu evrelerden geçebilir. 

Birinin yavaş gidiyor olması gerçeği, kişinin ilerlemediğini veya ondan daha hızlı olan partnerine göre,ilişkiye daha az bağlı olduğunu göstermez – çoğu zaman gerçekte bunun tersi doğrudur. Farklı kişiliklere saygı duymalı ve partnerimizin aynı anda yaptığımız şeyleri hissetmesini ve ifade etmesini beklememeliyiz. Derin sevgi uzun vadelidir ve bu nedenle gelecekte her iki kişinin de derin sevgi hissedip onu açığa çıkarması mümkündür. Olgunlaşmamış bir romantik derinliğe ulaşmak için acele etmek genellikle zararlıdır – oyunun adı sabır ve sakinliktir (Ben-Ze’ev, The Arc of Love, 2019).

Ne zaman “Hayatımın aşkısın” demelisin?

“Seni seviyorum – seninle dinleniyorum – yuvama geldim.” – Dorothy L. Sayers

Yukarıdakilerin çoğu, “Hayatımın aşkısın” veya “Sen bugüne kadar en çok sevdiğim kişisin” gibi diğer romantik yoğunluk ifadeleri için de geçerlidir. Bu tür ifadeler geçmiş ve şimdiki partnerler arasında bir sıralama yaratır ve bu cümleler sadece iki sevgiliyi değil, aynı zamanda geçmişten başkalarını da içerdiğinden durumu daha da karmaşık hale getirir. Örneğin, partnerinize “Sen benim hayatımın aşkısın” derseniz, sizin için de aynı şeyi söyleyerek karşılık vermezse ona hakaret etmemelisiniz. Sevginin farklı insanlar için geliştiği adımların farklılığı meselesine ek olarak, her aşk halinin farklı olması ve aralarında karşılaştırma yapmanın genellikle imkansız ve hatta yıkıcı olması sorunu vardır. Bir aşk ilişkisi çok tutkulu olabilir, diğeri daha derin ve üçüncüsü bir tür yoldaşlık olabilir. Kıyaslama yapılabilse bile, sevgilinizin yıllar önce ilk aşkının en büyük aşkı olduğu ve öyle olmaya devam ettiği gerçeği, onun size olan sevgisini azaltmaz – ilişkilerin koşulları farklıdır ve eski sevgilide olmayan birçok iyi niteliğe sahip olabilirsiniz. Her durumda, ilişkiniz benzersizdir ve gerçek bir karşılaştırma, mümkün olsa bile gereksizdir.

Karşılıklı olarak söyleyeceğiniz düşünüldüğünde, “Sen hayatımın aşkısın” cevabı almak “seni seviyorum” cevabı almaktan daha uzun sürebilir. Partnerinizden bu bildiriyi duyana kadar nefesini tutmayın – bu uzun zaman alabilir. Onu belki hayatınızın son günlerinde duyabilir ya da hiç duymayabilirsiniz. 

Sonuçta, ilk önce kimin “Seni seviyorum” dediği, kimin daha sık söylediği önemli değil, tıpkı partnerinizin romantik ve cinsel listesindeki birinci veya ikinci olmanızın önemli olmadığı gibi. Önemli olan ilişkinizin derinliği ve gelişim şeklidir. Zamanlama ve sıralama önemli değildir; önemli olan derinlik ve gelişmedir. Yukarıdaki düşüncelerin ışığında, birçok durumda bir aşk beyanına uygun bir yanıt, “Seni sevdiğimi düşünüyorum, ancak daha uzun süre birlikte kalana kadar bunun derin bir aşk olup olmadığından emin olamam” olabilir.

Referanslar

Ackerman, J. M., Griskevicius, V. & Li, N. (2011). Let’s get serious: Communicating commitment in romantic relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 100, 1079-1094.

Ben-Ze’ev, A. (2014). Ain’t love nothing but sex misspelled? In C. Maurer, T. Milligan, and K. Pacovská (Eds.), Love and its Objects. London: Palgrave Macmillan, 25-40.

Ben-Ze’ev, A. (2019). The Arc of Love

: How Our Romantic Lives Change Over Time. University of Chicago Press.

YAZAR

Aaron Ben-Zeev

Aaron Ben-Zeev

HAKKINDA

Aaron Ben-Zeev, Ph.D. Haifa Üniversitesi’nde bir zamanlar rektörlük yapmış olan değerli bir felsefe  profesörüdür. 130’dan fazla bilimsel makalesi, 10larca kitabı vardır. Avrupa Duygu Araştırmaları Derneği’nin kurucusu ve eski başkanıdır. (European Philosophical Society for the Study of Emotions) Ben-Ze’ev, duygu araştırmalarında dünyanın önde gelen uzmanlarından biri olarak kabul edilir. Araştırmaları psikoloji felsefesine ve özellikle duyguların incelenmesine odaklanmaktadır. Yazının orijinaline, when-should-you-say-i-love-you Aaron Ben-Zeev hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için ise kendisinin kişisel web sitesi ve sosyal medya hesabından ona ulaşabilirsiniz. 

YAYINLANMA TARİHİ

  21 Aralık 2014