Serebral Palsi ile Umut Dolu Bir Yaşam Hikayesi

7 Aralık 1998’de İstanbul’da doğdum. Kimimiz doğduğumuz günden itibaren bir mücadelenin içerisine girmek zorunda kalırız. İşte ben de böyle bir mücadelenin içerisinde buldum kendimi…

İlk olarak elimi kullanamadığımı komşumuz fark etmiş, annem de hemen İstanbul Çapa Devlet Hastanesi’ne götürüp Nöroloji bölümündeki doktora muayene ettirmiş. Doktor emar çekiminden sonra rahatsızlığımın tanısını koymuş. Daha sonra Bahçelievler Kamu Sağlığı fizik tedavi bölümünde 3 ay boyunca yatılı olarak tedavi görmüşüm. Buradaki fizyoterapist Emine hoca sayesinde ilk adımlarımı atmışım.

İlk ameliyatımı 3 yaşında ayağımdan oldum. İki yıl sonra yani 5 yaşında da kolumdan tendon ameliyatı oldum. Ancak bu ameliyatı uzman doktor yerine asistan yapmış onun yaptığı bir ihmal sonucu sağ elimdeki işaret parmağını hiçbir şekilde kullanamadım. Parmağımdaki bu engeli de fizik tedavi ile biraz olsun aştım.

7 yaşında annemler ilkokula kaydımı yaptırmaya çalışırken ilk önce okul müdürü sonra da öğretmenler istemedi. Ancak her şeyin farkında olduğum bir yaşta olduğum için bu durum beni çok üzmüştü. Diğer çocuklar gibi çantamı elime alıp okula gidememek beni üzdüğü kadar annemi de üzmüştü. Bu yüzden annem de ben üzülmeyeyim diye bana “ Üzülme kızım, ben sana yine de bir çanta alırım.” demişti. Birkaç gün sonra okuldan arayıp kaydımı yapacaklarını söylediler. Her şeye rağmen hayatımda güzel şeylerde oluyordu.

Okula başlayabildiğim için çok sevinmiştim ama bu sevinç de uzun süreçli olmadı… Öğretmenimiz beden eğitimi derslerinde diğer arkadaşlarımı bahçeye çıkartırken beni sınıfta tek başıma bırakırdı. 23 Nisan gibi resmi etkinliklerde bana hiç rol verilmezdi. Mesela normal makas kullanamadığım için Teknoloji Tasarım dersinde bütün arkadaşlarım çim adam yaparken öğretmenimiz yapabilmem için bana yardımcı olmamıştı. Kısacası hem öğretmenim hem de okul arkadaşlarım beni hep dışladılar ve eşit bir eğitim hakkına sahip olamadım. Keşke ilkokul dönemimde özel eğitim sayesinde tanıştığım Renas hocam olsaydı derim hep… O zaman okulumdaki öğretmenlere ve öğrencilere tepkisini gösterirdi ve ilkokul yıllarım daha farklı geçerdi. Ancak devlet okulunda yapamadığım her şeyi özel eğitim merkezindeki fizyoterapist ve ergoterapist hocalarım sayesinde yaptım. Buradan ilkokul öğretmenlerine ve öğretmen olarak başlayacak olan kişilere tavsiyem okullardaki engelli öğrencilerinizi asla dışlamayın, diğer öğrenciler gibi onlar da sizin öğrencileriniz!

Ülkemizde engelli bir birey olarak yaşamak çok zor. Örneğin “engelli sağlık raporu” alabilmek için annemle hastanelerde oradan oraya koşturmak hem beni hem de annemi çok yoruyor. Bazı hastane binalarında merdiven korkulukları olmadığı için desteksiz çıkıp inmekte çok zorlanıyorum. Devletin bana sağladığı 8 seans fizik tedavi yetersiz gelse de rehabilitasyon merkezinde yapılan fizik hareketlerini hiç usanmadan evde de tekrar ediyorum ve ufacık bir gelişmede çok mutlu oluyorum. Fizik tedavimden beklentim, sağ elimin sol elime yardımcı olması ve desteksiz bir şekilde merdivenlerden inip çıkabilmek, gelecekte ki hedefim ise bir psikolog olup engelli bireylere ücretsiz bir şekilde danışmanlık yapmak. İnanıyorum ki bir gün engelleri hep birlikte aşacağız ve herkes eşit yaşam hakkına sahip olacak.

Herhangi bir engelli bireyi gördüğünüzde acıyarak, küçümseyerek bakan bireyler oluyor peki hiç düşünmediniz mi? Benim gibi hakları vardır, benim gibi ihtiyaçları vardır diye siz böyle yaparak engelli bireyleri toplumdan uzaklaştırıyorsunuz. Herkes gibi bizimde özgürce yaşama hakkımız vardır.

Önümüzdeki yıl YKS’ye gireceğim ve bunun için hedefim yüksek puan alıp beni dışlayan insanları şaşırtmak. Bu sınavı kazanıp Berk Hocamla çalışacağım. Berk Hocama ayrıca çok teşekkür ederim. Akrabalarımdan görmediğim desteği ve başaracağıma olan inancı onda gördüm. Üniversite sınavından yğksek puan alarak benim azmime inancı olmayan akrabalarımı utandırıp, özel durumlu insanların neler yapabileceğini göstereceğim. Bu konuda diğer engelli bireylerin de ne kadar üzgün olduğunu biliyorum ve bunun için bir kamu spotu yapmak istiyorum. Engelli bireyler için kullanılan  “sakat ya da özürlü” gibi kötü ve kırıcı kelimelerin kullanılmaması gerektiğini bunun yerine “özel durumlu” bireyler denilmesi gerektiği öğretilmelidir.

Teşekkürler Yazısı

Zorlukları benimle beraber göğüsleyen anneme, ilk adımımı atmamı sağlayan Emine hocaya, küçük yaşta okumayı öğreten Nazan hocaya ve birçok etkinlikleri bana yaptıran Renas hocaya sonsuz teşekkür ederim…

Instagram: sibel.cnblt

YAZAR

Sibel Canbolat