Sadece bir gecelik aşk hayallerinizi gerçekleştirebilir mi?

Romantik aşk genellikle anlık bir deneyim (“şimdi veya asla”) ya da kalıcı bir deneyim (“sonsuza kadar”) olarak kabul edilir. Peki sadece bu iki seçeneğimiz mi var?

“…Ne de olsa sevgisiz yaşamak çok zordur ve bazen aşk için aşmamız gereken tek dağ kendimizizdir…”

Devam eden bir ilişki gelişimine karşı tek bir gece

“Şimdi ya da asla, bu gece benim ol … yarın çok geç olacak.” -Elvis Presley

“Sonsuza kadar… Seni bu kadar uzun süre seveceğim” – Kelly Rowland

Şimdiki zaman ve gelecek zaman söz konusu olduğunda, zaman her iki yolu da keser: yalnızca şimdiki zaman anlamlıdır, gelecek ise önemsizdir; alternatif olarak, sonsuza kadar sözü, adı üstünde, gelecek zamandır ve gerçek anlamını barındırır.

Romantik aşk, genellikle dar bir bakış açısını ifade eden sabırsızlık içerir. Elvis Presley’in sözleriyle şunları söyler: “Seninle bir gece, şu anda dua ettiğim şey bu” çünkü böyle bir gece “hayallerimi gerçeğe dönüştürür.” Gerçekten, tek bir gece hayallerinizin gerçekleşmesini sağlayacaksa, neden günler ve geceler boyunca tatmin için gerekli olan derin niteliklerle uğraşasınız?

“Napoli’yi gör ve öl” sözü de benzer bir anlam taşır: Napoli’nin güzelliğini görmek o kadar tatmin edici olabilir ki, bunu yaptıktan sonra, hayatta gerçekten önemli olan her şeyi deneyimlemiş olursunuz. Benzer şekilde The Hours filminde Virginia Woolf’un karakteri şöyle diyor: “Bir kadının tüm hayatı tek bir günde. Sadece bir gün. Ve o gün onun bütün hayatı. ” Gerçekten de iki sevgilinin ilk tanıştığı gün gibi, bir gün, tüm hayatı değiştirecek koşullar yaratabilir. 

Ancak romantik ilişkiler tek bir geceye dayanmamaktadır; onlar bir çiftin gelişmekte olan gelişimiyle ilgilidir. Bazen, tek seferlik veya kısa süreli bir deneyim, uzun bir acı dönemini telafi edebilir. Yine de asıl endişemiz, günlük romantik hayatımızın süreklilik arz eden keyfini ve gelişimini nasıl arttıracağımız olmalıdır.

Aşk geçicidir

“Yavaş büyüyen ağaçlar en büyük meyveyi verir.” —Moliere

Romantik aşk genellikle anlık bir deneyim (“şimdi veya asla”) ya da kalıcı bir deneyim (“sonsuza kadar”) olarak tanımlanır. Ancak gerçeklik bu kadarla kalmaz. Esas önemli olan şey, bu iki ekstrem durumdan ziyade, iki arasında yaşanan geçici deneyimlerdir.

“Anlık”, yalnızca çok kısa bir süre süren kısa bir şeyi ifade eder – uzun sürenin tam tersi. “Geçici”, yalnızca sınırlı bir süre süren bir şeyi ifade eder – kalıcı olmanın tam tersi. İnsan yaşamı geçici olduğu için insan davranışındaki her şey geçicidir. Biz ve sevdiklerimiz ölmek zorundayız ve muhtemelen romantik tercihlerimizi de değiştirebiliriz. Bu, tüm insan deneyimlerinin anlık olması gerektiği veya uzun vadeye yönelik derin romantik aktivitelere girmememiz gerektiği anlamına gelmez.

Son kitabım The Arc of Love’da, mevcut toplumumuzdaki kısa süreliğine süren romantik ilişkilere katkıda bulunan iki ana faktör öneriyorum: romantik seçeneklerin bolluğu ve romantik normlarımızın daha fazla çeşitliliği ve esnekliği (Ben-Ze ‘ ev, 2019)

Mevcut romantik ortam çok sayıda romantik seçeneğe sahiptir. Böylesi bir bolluk, insanları süregiden bir seçme sürecine sokar ve böylece istikrarlı derin sevgi kurma yeteneklerini engeller. Bu, hayal kırıklığına, üzüntüye ve yalnızlık duygularına yol açabilir. Sonuç olarak, derin ve kalıcı sevgiye giden yoldaki en büyük kalp kırıklığı, uzun, çaba gerektiren ve çoğu zaman boşuna olan arayıştır. Genellikle reddedilme ve hayal kırıklığı içeren bu tatsız çaba, çoğumuzu aşık olma olasılığından vazgeçmeye doğru iter. 

Daha fazla romantik seçenek, romantik normlarımızın artan çeşitliliği ve esnekliğiyle ilişkilidir. Bu tür bir esneklik, daha cazip olabilecek diğer seçeneklerin varlığına zemin hazırladığı için, uzun yıllar bir partnerle birlikte olmanın değerini azaltır. Bu koşullarda, romantik reddedilme ve ayrılma olasılığı artar.

Peki Ne yapalım?

“Çamurunuz çökene ve su berraklaşana kadar bekleyecek sabrınız var mı?” -Lao Tzu

Yukarıdaki ikilemlere iki basit çözüm söyleyeyim: Ana kendini kaptırmak ve böylelikle derin sevgiyi geliştirmede zamanın büyük rolünü görmezden gelmek; ya da aşkın asla değişmediğini düşünerek illüzyon dolu( yanıltıcı) bir dünyada yaşamak ve dolayısıyla aşkta gerçekliğin daha büyük rolünü göz ardı etmek. Zor ve daha gerçekçi seçenek ise, sevginin geçici doğasını kabul etmek, ancak yine de hem anlık, canlandırıcı deneyimleri hem de süregiden, anlamlı gelişimi birleştirerek anlamlı bir aşk kurmaya çalışmaktır.

Bu seçenek mümkün mü? Evet öyle. Bu seçenek kolay mı? Hayır öyle değil.

Ancak, bu seçeneği daha yaygın olarak kullanılan bir seçenek haline getirmeye katkıda bulunabiliriz. Ne de olsa sevgisiz yaşamak çok zordur ve bazen aşk için aşmamız gereken tek dağ kendimizizdir.

Referanslar

Bauman, Z. (2003). Liquid love. Polity Press.

Ben-Ze’ev, A. (2019). The Arc of Love: How Our Romantic Lives Change Over Time. University of Chicago Press.

YAZAR

Aaron Ben-Zeev

Aaron Ben-Zeev

HAKKINDA

Aaron Ben-Zeev, Ph.D. Haifa Üniversitesi’nde bir zamanlar rektörlük yapmış olan değerli bir felsefe  profesörüdür. 130’dan fazla bilimsel makalesi, 10larca kitabı vardır. Avrupa Duygu Araştırmaları Derneği’nin kurucusu ve eski başkanıdır. (European Philosophical Society for the Study of Emotions) Ben-Ze’ev, duygu araştırmalarında dünyanın önde gelen uzmanlarından biri olarak kabul edilir. Araştırmaları psikoloji felsefesine ve özellikle duyguların incelenmesine odaklanmaktadır. Yazının orijinaline, now-or-never-versus-love-you-forever, Aaron Ben-Zeev hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için ise kendisinin kişisel web sitesi ve sosyal medya hesabından ona ulaşabilirsiniz. 

YAYINLANMA TARİHİ

  19 Kasım 2019