Başkasının bilincini anlamak, kendimizinkini baskılamamız gerektiği anlamına gelir.

Başkasının bilincini anlamak, kendimizinkini baskılamamız gerektiği anlamına gelir.

“Bir köpeğe barınak, su, yiyecek, sevgi ve şefkat veriyorsunuz ve köpek sizin Tanrı olduğunuzu düşünüyor.

Bir kediye barınak, su, yiyecek, sevgi ve şefkat veriyorsunuz ve kedi kendisinin Tanrı olduğunu düşünüyor.” -Christopher Hitchens

Siz köpek insanı mısınız yoksa kedi insanı mısınız? Hangisinin daha iyi evcil hayvan olduğuna dair tartışmalar yüzyıllardır devam ediyor. Hitchens’in kediler hakkındaki eleştirisi biraz aşırı görünse de, ‘kedi insanı’ olmakta inat edenler bile benmerkezcilik eğiliminde olduklarını kabul etmek zorunda kalacaklar. İnsanların da bencil tarafları var. The Truman Show Delusion örneğini düşünün, bazı insanların tüm dünyanın onları izlediğine dair olağanüstü bir duyguya sahip olduğunu.

Görünüşe göre, bu düşüncenin daha da uç noktada bir aşaması var: Solipsizm (Tekbencilik). Solipsizme göre, sadece tüm dünya sizin etrafınızda dönmekte kalmaz, aynı zamanda içsel deneyiminiz gerçekte var olan tek şeydir! Yine bu görüşe göre, gerçekte var olan tek şey sizin zihniniz, yalnızca zihninizdir.

Bu aşırı kedi benzeri tavrı kenara bırakmadan önce, onu iyice bir inceleyelim. Açıkça konuşmak gerekirse, kendi iç deneyimimiz muhtemelen emin olabileceğimiz tek şeydir. Önsezimiz fiziksel dünyanın önümüzde bir yerlerde olduğu konusunda çok büyük ihtimalle doğrudur ancak bundan aslında emin olamayız. 

Örneğin, öznel dünyamızın teknolojik olarak tasarlandığı Matrix benzeri bir simülasyonda yaşıyor olmamız mümkün. Gerçekliğin hakiki doğası her ne olursa olsun, emin olabileceğimiz tek şey o gerçeği deneyimlediğimizdir.

Enteresan bir teori olsa da, çoğumuz aslında böyle çalışmıyoruz. Onun yerine, doğal olarak diğer insanların da bizim gibi düşündüğünü, hissettiğini ve içsel deneyimler yaşadıklarını varsayıyoruz. Kedi insanlarının bile.

Başkalarının zihinlerini anlamak konusunda kararlıyız ama bunu nasıl yaparız?

Yanlış İnançların Psikolojisi

Diğer zihinleri anlama sürecine zihinselleştirme denir. Bu, başka bir kişinin bilinçli deneyimini modellemek için beyinlerimizin anlık olarak ipuçları, sosyal normlar ve arka plan bilgilerini almasını gerektiren karmaşık bir hesaplama biçimidir.

Ancak bu hesaplamaları yapmaya başlamadan önce, daha da önemli bir şey yapmalıyız: kendi zihnimizi başkalarının zihninden ayırmak. Yani, bildiklerimiz ile başkalarının bildiğini bildiğimiz şeyler arasında ayrım yapmalıyız.  (Psychology Turkey: Bu cümle çok karmaşık gibi görünebilir ancak yazarın üzerinde durmak istediği şey, sizin bildiğiniz şeyleri başkaları bilmiyor olabilir, bunları diğerlerinden ayırt etmek gerektiğinin altını çiziyor.) 

Bir kişinin buradaki yeteneği, bilim insanlarının Yanlış İnanç Görevi dediği şeyle değerlendirilebilir. Burada, katılımcılar senaryolara şu şekilde yanıt vererek zihinselleştirme yeteneklerini  araştırıyorlar:

Aşağıdaki senaryoyu hayal edin:

Cumartesi sabahı ve kahvaltıyı hazırlamak için buzdolabına doğru gidiyorsunuz. Mükemmel omletinizi hayal etmeye başladığınız anda,bir karton yumurta kutusunu açmaya başlıyorsunuz ve – sürpriz! Yumurtalar yerine golf topları var. Oda arkadaşınız çok da komik olmayan bir şaka yapmış gibi görünüyor.

Şimdi, annenizin günün ilerleyen saatlerinde eve geldiğini ve bu becerikli şakayı bilmediğini hayal edin. Annenize buzdolabına gidip yumurta kartonunu açmasını söyleyin. Sizce anneniz kartonun içinde ne olduğunu düşünecek?

Eğer doğru bir şekilde zihinselleştiriyorsanız, annenizin de aynı sizin gibi kandırılacağını kolayca düşünebilirsiniz. Siz onların golf topları olduğunu biliyorsunuz ve aynı zamanda annenizin onların ne olduğunu bilmediğini de biliyorsunuz. Bu süreç, kendi bakış açınızı başkasınınkinden ayırmanızı ve kendinizi başkasının yerine koymanızı gerektirir.

Zihinselleştirme bizim için genellikle kolaydır. Ancak, belli bir yaşa kadar küçük çocuklar bu kapasiteden yoksundur. Eğer küçük çocuklara bu senaryoyu sunarsanız, tabii ki başarısız olurlar. Bildikleri ile sizin bildikleriniz arasında ayrım yapmazlar. Kendi zihinleri ve zihinlerindeki başkaları kısmı bulanıktır.

Zihinselleştirme ve İnhibe Etme Psikolojisi

Bu gelişimsel bulgulardan birçoğu zihinselleştirmenin sadece deneyim yoluyla edinmemiz gereken bir yetenek olduğu fikrini aldı. Ancak çocukların sadece kötü zihinselleştiriciler olduğunu düşünmeden önce, yetişkinlerdeki bu sürece daha yakından bakalım. Yetişkinlerde Yanlış İnanç Görevleri üzerine yapılan son çalışmalar, daha fazlasının oyunda olduğunu göstermektedir.

Bir deneyde, katılımcılar egosantrikliklerini test eden bir oyun oynadılar. Deneydeki denekler, arabalar ve figürinler gibi çeşitli farklı oyuncaklar içeren 5 x 5 raf ünitesinin karşısına oturdular. Diğer tarafta, ortak oldukları başka bir katılımcı vardı. Testleri basittir: Partnerlere nesneyi tutmaları için görev verilir. Partnerleri nesnenin adını söyleyeceklerdir.

Kolay dimi? Bununla birlikte, raf ünitesindeki bazı yerlerde girintiler vardı ve bu da partnerlerinin görüşünü engelliyordu. Spesifik olarak, nesnelerden üçü oyuncak arabaydı – küçük, orta ve büyük araba – ancak en küçük araba, ahşap bir arkalıkla partnerinin görüşünden gizlendi. 

İlk önce çocuklar. Yumurta kartonu senaryosuna benzer şekilde başarısız olurlar. Partnerlerinin en küçüğü olarak gördükleri arabayı değil, kendilerinin en küçük olarak gördükleri arabayı aldılar.

Tahmin edebileceğimiz gibi, yetişkinler daha iyisini yaptı. Ancak önemli bir kırışıklık vardı. Yetişkinlerin çoğu doğru arabayı kaptı ama gözleri farklı bir hikaye anlattı: Tutarlı bir şekilde ilk önce yanlış arabaya baktılar – tıpkı çocukların yaptığı gibi. Bu, yetişkinlerin Spotlight Etkisi gibi fenomenlerle uyumlu olarak egosantrik bir önyargıya sahip olmaya devam ettiklerini gösteriyor.

Bu sonuçlar, dürtü kontrolünün zihinselleştirme sürecinde önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Doğal olarak kendi benmerkezciliğimize karşı önyargılı olduğumuzdan, kendi algımızı bastırmak ve onu başka bir kişinin modelinden farklı tutmak için aktif olarak savaşmalıyız.

Nörogörüntüleme çalışmaları bu fikri ilerletiyor. Son 15 yılda bu konuda yapılan araştırmalar, zihinselleştirmeye dahil olan kilit bir bölgenin belirlenmesine yardımcı oldu: sol-temporoparietal bölge. Bu bölge, zihinselleştirmeye girdiğimizde devreye girerek, bu Yanlış İnanç senaryolarında perspektif almamıza izin veriyor.

Zihinselleştirmeden sorumlu beyin bölgesini doğrudan uyarırsanız ne olur? Araştırmacılar artık transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS) adı verilen yeni bir teknolojiyi kullanarak bu yeteneğe sahip. Ve bir dizi deneyde, araştırmacılar bunu, katılımcılar standart bir dürtü kontrolü testine katılırken yaptılar.

Sonuçlar? Zihinselleştirme yeteneğini artırmak aslında insanların daha az dürtüsel olmasına neden oldu. Genel olarak, bu bulgular dürtü kontrolünün sadece zihinselleştirmeyi etkilemediğini, aynı zamanda bu süreçlerin aslında aynı sinirsel varlık tarafından kontrol altına alınabileceğini gösteriyor.

Solipsizmin Psikolojisi Üzerine Son Sözler

Başkalarının iç dünyalarının var olduğunu kabul etmek sadece bir başlangıçtır. Ayrıca bu iç dünyaların neye benzediğini anlamaya çalışıyoruz. Zihin algısı temeldir – sosyal varlıklar olarak en önemli görevlerimizden biri, diğer insanların iç dünyalarını anlamaktır.

Başkalarını daha iyi anlamak için kendimizi bir kenara bırakmamız gerektiği uzun zamandır düşünülüyordu. Bu kelimenin tam anlamıyla doğru olabilir. Bu bulgular, bu yeteneğin varsaydığımızdan çok daha bilişsel olduğunu öne sürüyor: zihinselleştirme, kendi benmerkezciliğimizi bastırma yeteneğine dayanıyor.

İnsanlar zihinselleştirme kapasitemiz açısından benzersizdir. Ancak köpekler ve kediler hakkındaki asırlık tartışmanın da gösterdiği gibi, bu bizi ancak bir noktaya kadar götürebilir: Her zaman içerikle aynı fikirde olmasak bile diğer zihinleri anlama kapasitesine sahip olabiliriz.

Bu gönderi ayrıca nöropazarlama blogu PopNeuro’da da yer alıyor.

Referenslar

Epley, N., & Kardas, M. (in press). Understanding the minds of others: Activation, application, and accuracy of mind perception. In P. Van Lange & T. Higgins (Eds.), Social Psychology: Handbook of Basic Principles (2nd Ed.).

Lin, S., Keysar, B., & Epley, N.  (2010).  Reflexively mindblind: Using Theory of Mind to interpret behavior requires effortful attention.  Journal of Experimental Social Psychology, 46, 551-556.

Soutschek, C. Ruff, C. Strombach, T., Kalenscher, T., Tobler., P. N. (2016) Brain stimulation reveals crucial role of overcoming self-centeredness in self-control. Science Advances, 2016; 2 (10): e1600992 DOI: 10.1126/sciadv.1600992

YAZAR

Matt Joshnson

Matt Johnson

HAKKINDA

Matt Johnson, Ph.D., San Francisco, Kaliforniya’da yaşayan bir yazar, konuşmacı ve profesördür. Hevesli bir yazar, tüketici davranışları bloğu (consumer behavior blog) PopNeuro’nun kurucusu ve Blindsight: The (Mostly) Hidden Ways Marketing Reshapes our Brains kitabının yazarıdır. Matt Johnson aynı zamanda, pazarlama uygulayıcıları için özel bir sertifika programı olan Neuromarketing Bootcamp’in ev sahipliğini yapmaktadır. Matt doktora derecesini Princeton Üniversitesi’nden Bilişsel Psikoloji alanında aldı. Doktora tezinin, dil ve iletişimin sinirbilimine odaklandığını söyledi. Şimdilerde araştırma odağı olarak, tüketici deneyimini ve karar vermeyi daha iyi anlamak için sinirbilimsel bakış açısını kullanmaktadır. Forbes, Entrepreneur ve Business Insider dahil olmak üzere büyük haber kaynaklarına katkıda bulunuyor ve düzenli olarak iş dünyasının insan yönü ile ilgili birçok konuda uzman görüşü ve düşünce liderliği yapıyor.Yerli Bay Area’da hem start-up’lara hem de büyük markalara danışmanlık veriyor. Aynı zamanda Nike ile Portland, Oregon’da uzman ikametgahı olarak çalışmakta. Kendisine ulaşmak için LinkedIn ve Twitter adreslerini inceleyebilirsiniz. Bu yazının orjinaline, the-psychology-solipsism-our-own-private-consciousness  linkinden ulaşabilirsiniz.

YAYINLANMA TARİHİ

  26 Şubat 2021