Stres bizi nasıl başka birine dönüştürür?

B u tür düşünceler tanıdık geliyor mu ? Stresli olduğunuzda ?

-Stresliyken böyle oluyor.

-Onun kötü bir ruh halinde olduğunu duydum, içki vermesek daha iyi.

-Onu daha önce hiç böyle görmemiştim-çok kızgındı!

-Strese girdiğinde, ondan tamamen uzak durmaya çalışıyorum.

-Kelimenin tam anlamıyla bir canavara dönüşüyor!

Birini iyi tanıdığınızda, bir kişinin her yönünü görürsünüz ve bu süreç tipik olarak birinin stresli benliğini öğrenmeyi içerir. Sık sık, yukarıda bahsedilen örneklerde de belirtildiği gibi, kişinin stresli benliği, kişinin özgün benliğinden çeşitli şekillerde farklılık gösterir. Aslında, kişinin stresli benliği ve özgün benliği, birbirine çok az benzerlik gösterir.

“…Kendi gerçek benliklerinden daha fazla stresli benlikleri olan insanlarla dolu bir dünyamız var…”

Stresli Benliğin Biyolojisi

Sinirbilimci John Montgomery * (2010), evrimsel tarihimizin zihinsel sağlığımıza nasıl bağlandığına dair olağanüstü bir incelemede, stres ve zihinsel sağlık psikolojisini anlamak için geniş çapta uygulanabilecek basit ve zarif bir dizi fikir sundu.

Modelinde, iki çok temel biyolojik sürece hitap ediyor. Önce homeostazdan bahsediyor. Homeostaz, basitçe, bazı sistemlerin etkinleştirildikten sonra temel ve optimum dinlenme noktasına geri dönmesini sağlar. Homeostaz aslında pek çok sistem için geçerlidir. 100 metre koştuktan sonra, kardiyovasküler sisteminiz yavaşlar ve nabız hızınız dinlenme hızınıza doğru hareket eder. Solunum sisteminiz buna uyum sağlar. Bir mühendislik projesi için bilgisayar kodu yazmak gibi pek çok bilişsel eylemi içeren uzun bir iş gününden sonra, kendinizi televizyonun karşısına geçip Cobra Kai’nin dört bölümünü izlemeniz gerektiği durumunda bulabilirsiniz. Biyolojik ve psikolojik sistemler, optimum denge seviyeleri için çabalar. Bu, homeostazın ilkesidir ve yaşayan dünyanın temel bir özelliğidir.

Montgomery’nin modelinin başvurduğu ikinci bir temel biyolojik süreç, savaş ya da kaç tepkisi olarak bilinen şeyle ilgilidir (Ayrıntılı bir açıklama için bkz. Gray & Bjorklund, 2018). Temel olarak, bu tepki (aynı zamanda sempatik sinir sisteminin aktivasyonu olarak da adlandırılır), bir organizmanın çevresinde bir tehdit ortaya çıktığında var olan stresli bir duruma karşılık gelir. Savaş ya da kaç tepkisi çok basittir ve stresli uyaranlar karşısında yayılma eğilimindedir. Kısacası, tehdit edildiğinde bedenlerimiz eylem için harekete geçer. Kalp atış hızımız ve solunum sistemlerimiz yükselir, gerekirse savaşmaya veya kaçmaya hazır hale gelir. Sindirim sistemimiz yavaşlar, böylece acil bir durumda kendimizi birden bire bir sandviçe ihtiyaç duyarken bulmayız. Gözlerimiz genişleyerek optimal görsel işleme durumuna geçer ve tipik olarak, tehdit çevreden güvenli bir şekilde uzaklaştırıldığında, parasempatik sinir sisteminin homeostatik mekanizmaları aracılığıyla vücut sistemlerimiz dinlenme durumlarına geri döner.

Gerçekte, kişinin stresli benliğini, esasen o kişinin savaş ya da kaç aktivasyonu durumunda olduğu benliği olarak düşünebiliriz. 

Ve birisi herhangi bir nedenle bu kadar stresli bir durumda olduğunda, o kişi aslında kendisi değildir! Vücudunuz ve davranış sisteminiz yaşamı tehdit eden uyaranlara hitap etmek için seferber edildiğinde, farklı biri olursunuz. Sadece oturup şakalaşmanız pek olası değildir. Çünkü streslisiniz. Ve bu stres durumu iyi evrimsel nedenlerle gelişti. Savaş ya da kaç tepkisi, kelimenin tam anlamıyla birinin hayatını kurtarabilecek davranışları harekete geçirme kapasitesine sahiptir.

Savaş ya da Kaç Tepkisinin Dezavantajı

Bu arada, birçok türde olduğu gibi insanlarda da çok benzer olan savaş ya da kaç tepkisi  evrimsel olarak bir duyu ile kolayca uyum sağlayabilirken, diğer duyularla çok uyumsuz olabilir. 

Kronik stresin etkileri aslında uyumsuzdur ve çok çeşitli olumsuz fiziksel ve psikolojik etkiler içerir. Kronik stres, kardiyovasküler, üreme ve bağışıklık sistemleri gibi fiziksel sistemler üzerinde ve ayrıca duygular, dikkat süreçleri ve hafıza gibi psikolojik fenomenler üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Stresli olduğumuzda, kelimenin tam anlamıyla farklı bir kişi oluruz – çok sayıda potansiyel tehdide karşı harekete geçmek için hazır olan biri gibi.

Evrimsel Uyumsuzluk ve Stresli Benlik

Montgomery modelinin önemli bir uzantısında, modern yaşam koşullarının aslında çeşitli nedenlerle stresi artırma etkisine sahip olduğundan bahsediyor. Modern koşullar, insan evrimini çevreleyen atalardan kalma koşullarla önemli yönlerden uyumsuzdur (bkz. Geher ve Wedberg, 2020). Modern koşullar altında, şu anda şu tür uyumsuzluklar var:

  • Akraba ve diğer yakın tanıdıklarla görüşmenin aksine yabancılarla etkileşimde artış
  • Başkalarıyla kimliksiz (anonim) iletişimde artış
  • Siber zorbalık ve sosyal medya ile ilişkili diğer olumsuz sonuçlar
  • İdeal bedenlere ve yaşamlara sahip başkalarının görüntülerine daha fazla maruz kalma
  • Sağlıksız yiyeceklere maruz kalmada artış
  • Doğada daha az zaman
  • Geniş aile üyeleriyle daha az zaman harcanması
  • …ve dahası…

İnsan deneyiminin modernizasyonu pek çok harika şeyi beraberinde getirirken, bu yolculuk için her türlü yeni stres unsurunu da beraberinde getirdi. Bu gerçek, neden sanayileşmiş alanlarda akıl sağlığı sorunlarının orantılı olarak tutarlı bir şekilde daha yüksek olduğunu anlamamıza yardımcı olabilir (bkz. Srivastava, 2009).

 

Montgomery’nin modelinin perspektifinden bakıldığında, modern dünyadaki yeni stresörlerin bu geniş ölçekli tanıtımı, bugünlerde insanların daha fazla bir bölümünün kendilerini hayatta kalma modunda bulması için bir etkiye sahip olabilir veya başka bir deyişle: Kendi gerçek benliklerinden daha fazla stresli benlikleri olan insanlarla dolu bir dünyamız var.

Başkalarını Stres Altındayken Anlamak

Tanıdığınız biri “herhangi bir ruh halinde” olduğunda, onlarla uğraşmak istemeyebilirsiniz. Onlardan kaçınmaya çalışabilirsiniz. Onları anlamayabilirsiniz. Onlara kızabilirsiniz. Onlardan rahatsız olabilirsiniz. Bunların hepsi çok mantıklı çünkü genellikle çevremizdekilerin samimi ve iyi geçinebilmesini istiyoruz.

Ancak bir kişi stresli olduğunda ve bu nedenle, gerçek benliği yerine aslında stresli benliğiyle yaşıyorsa, o kişi değişik bir süreçtedir. Bu nedenle, stresli biriyle mantık yürütmek, gülmek veya onlarla geçinmek çok zordur – hayatınız boyunca tanıdığınız biri olsa bile.

Açıkçası, insanlar strese tepki verme açısından farklılık gösterir, bazı insanlar stresli uyaranlara diğerlerinden daha duyarlıdır. Ancak bu, her birimizin sempatik sinir sistemine sahip olduğumuzu ve her birimizin kendimizi stresli benliklerimiz olmaya itme kapasitesine sahip olduğumuz gerçeğini değiştirmez. 

Dünyamızdaki birinin stresli bir durumda olduğunu fark etmek, o kişiyle başa çıkmamıza ve anlamamıza yardımcı olmak için uzun bir yol gerektirebilir. Bu tür anlarda, o kişinin stresini azaltmaya yardımcı olmak, o kişiyle mantık yürütmeye çalışmaktan daha yararlı olabilir. 

Kendi Stresli Benliğinizi Bilmek

Batı dünyasında stresi azaltmak büyük bir iştir ve bunun iyi bir nedeni vardır. Stresle baş etmenin sağlıksız yolları her türlü sorunu hesaplar. İnsanlar çok fazla yiyip içebilir. Maaş çekleriyle kumar oynayabilirler. Daha sonra pişman olacakları akılsız cinsel kararlar verebilirler. Başkalarıyla sosyal çatışmalara girerek sosyal bağlantılarının zarar görmesine neden olabilirler. Böyle birçok şey sayılabilir.

Rahatlama, meditasyon, yoga, bisiklete binme veya koşma (kişisel favorim!) gibi fiziksel aktiviteler, diğer taraftan insanların sakinleşmesine yardımcı olmak için tasarlanmış psikoterapi ve psikofarmatik gibi çeşitli şekillerde gelir.

Bakın, Montgomery’nin modelinin gösterdiği gibi, stres seviyeleri derece değiştirse de, hepimiz strese giriyoruz ve modern dünyada yaşamak her zaman yardımcı olmuyor. Stresli bir durumda olduğumuzu ve gerçekte gerçek benliğimiz olmadığımızı fark etmek (başka bir deyişle, yüksek sempatik sinir sistemi aktivitesi durumunda olduğumuzu fark etmek), kendimizi ve içinde bulunduğumuz hali daha iyi anlamamıza ve kendi eylemlerimizi sağlıklı ve faydalı yollarla kontrol etmemizi sağlayabilir.

Sonuç Olarak;

İnsanlık hayatta kalmaya ve nihayetinde üremeye yardımcı olacak şekilde strese tepki vermeye yönelik evrildi. Yani strese nasıl tepki verdiğimizle ilgili oldukça uyumlu şeyler var. 

Diğer taraftan, evrimleşmiş stres tepkilerimiz, davranışlarımızı kelimenin tam anlamıyla önemli şekillerde değiştirir; çoğu zaman zor olan stresli benliklerimiz, bazen özgün&gerçek benliklerimizle çok az benzerlik gösterir. 

John Montgomery’nin (2010), stresin insanların özünü nasıl değiştirdiğini anlamak için evrimsel ilkeleri nasıl kullanabileceğimize dair modeli, güçlü bir şekilde temel biyolojik ilkelere dayanmaktadır ve bizi çevreleyen modern dünyada nasıl geçinebileceğimiz konusunda çarpıcı sonuçlara sahiptir. Nasıl daha az stresli ve daha gerçekçi hayatlar yaşayacağınızı anlamak ister misiniz? Evrimsel bir bakış açısı yardımcı olabilir. 

* İthaf ve Arka Plan

2013 yılında bir gün, orta yaşlı mütevazı bir adam ofisime girdi ve kendisini John Montgomery olarak tanıttı. Evrimi davranışa uygulama konusundaki çalışmalarımın hayranı olduğunu ve araştırma konusunda benimle işbirliği yapmakla ilgilendiğini söyledi. Cal Tech’ten nörobilim alanında doktora derecesi olduğunu öğrendim ve tanıdığım birkaç zeki insandan biri olabileceğini çabucak anladım. Araştırma ekibimize katılması için onu memnuniyetle karşıladım. 

 

Bir gün bana yazdığı The Answer Model adlı kitabın bir kopyasını verdi. Beni iyi tanıyan çoğu insanın bildiği gibi, derslerim ve araştırmalarım için okumam gereken şeylerin ötesinde kitaplar okumaya genellikle zamanım olmuyor. Yine de kitabı kabul ettim ve ona teşekkür ettim. 

 

O gece kitabı okudum ve bir türlü bırakamadım. Kitabın evrimsel psikolojinin temel ilkelerini ne kadar iyi özetlediğini görünce çok şaşırdım. Ayrıca kitabın ne kadar basit ve okunabilir olmasına da çok sevindim. Ama benim için en güçlü olan şey, bu blog yazısında tanımladığım (elimden geldiğince) akıl sağlığı modelinin açıklanmasıydı. Vaov! Düşündüm. Bu insan davranışını etkileyen biyolojik fikirlerin çok güçlü bir bütünlemesiydi ve çok mantıklıydı.

 

İnsanlar, herhangi bir organizmanın yaptığı gibi, homeostaza doğru ilerlemek için evrildi. Ve kendimizi dengesiz bulduğumuzda, kelimenin tam anlamıyla strese gireriz. Aklımıza gelen neredeyse tüm psikolojik ve duygusal sorunlar bu basit, zarif ve evrimsel olarak bilgilendirilmiş modelden kaynaklanıyor.

 

John sonunda Klinik Psikolog Todd Ritchey ile bu modelden çıkan fikirlere dayanan bir terapi şekli sunmak için ekip oluşturdu. Oldukça güçlü olan bu modelden birçok kişi yararlandı.

John, yıllar boyunca bir ekip arkadaşı ve dost olarak çalışmaktan büyük keyif aldı. 2019 baharında vefat ettiğini öğrendiğimde kalbimin nasıl çöktüğünü hayal edebilirsiniz. Ölmek için çok gençti ve dünyaya sunacak çok şeyi vardı. 

John aynı zamanda Psychology Today blog yazarıydı ve yazılarını, çoğunlukla bu yazıda sunduğum modelle ilgili, burada, The Embodied Mind‘da bulabilirsiniz. 

Bu yazı, çok sessizce ve alçakgönüllülükle evrimsel klinik psikoloji alanında gerçek bir öncü olan arkadaşım Dr. John Montgomery’ye ithaf edilmiştir. 

 

Referanslar

American Psychological Association. (2018, November 1). Stress effects on the body. http://www.apa.org/topics/stress-body

Geher, G. & Wedberg, N. (2020). Positive Evolutionary Psychology: Darwin’s Guide to Living a Richer Life. New York: Oxford University Press.

Gray, P., & Bjorklund, D. (2018). Psychology. New York: Worth.

Montgomery, J. (2010). The Answer Model: A New Path to Healing. TAM Books.

Shrand, J. (2015). Do you really get me? New York: Hazeldon.

Srivastava, K. (2009). Urbanization and mental health, Industrial Psychiatry Journal, 18, 75-76.

YAZAR

Glenn Geher

Glenn Geher

HAKKINDA

Ph.D. New Paltz’daki ‘State University of New York’ (SUNY) üniversitesinde psikoloji profesörüdür. Kampüsün Evrimsel Çalışmalar (EvoS) programının kurucu direktörüdür. Kendisine bu yazıyı bizimle paylaştığı için teşekkür ederim. Yazının orjinaline,  your-stressed-self-vs-your-best-self  sitesinden, Glenn Geher hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak için ise kendisinin sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz twitter.com/glenngeher & facebook.com/GlennGeherPsychologyTodayBlog

YAYINLANMA TARİHİ

  29 Aralık 2020